Amnion sıvısı volümü

BİYOFİZİK PROFİL (BPP)
Biyofizik profil (BPP) fetusun iyilik halinin saptanmaı için yapılan testlerden birisidir. Fetusun iyilik halini saptamak için yapılan diğer testler ultrason, amnion sıvısının ölçümü, doppler ölçümleri, NST, OCT gibi testlerdir. Bu testler fetusun distress yani sıkıntı halinde olup olmadığını ve rahim içerisindeki durumunu anlamak için yapılır. Bu testlerin sonucuna göre gebeliğin devamına ya da sonlandırılmasına karar vermek gerekebilir.

Biyofizik profil için NST çekilir ve 30 dakika süre ile ultrason yapılır. Ultrasonda bebeğin hareketleri, kas tonusu, solunumu ve amnion sıvısı miktarı değerlendirilir.

Fetusun iyilik halinin değerlendirilmesi gereken durumlar:
– Fetal hareketlerin az hisedilmesi
– Erken membran rüptürü (Suların erken gelmesi)
– Amnion sıvısının az ya da fazla olması
– IUGR (Fetusta gerlişme geriliği)
– Günaşımı
– İzoimmnunizasyon (Kan uyuşmazlığı)
– Fetal anomaliler
– Çoğul gebelikler
– Anormal ya da düzensiz fetal kalp atımları
– Hipertansiyon
– Diyabet
– Böbrek hastalıkları
– Kollojen doku hastalıkları
– Kalp hastalıkları
– Tirotoksikoz (Guatr testlerinde bozukluk)
– Hemoglobinopatiler
– Anemi
Biyofizik profil kriterleri:
NST (Non stress test): Reaktif ise 2 puan, değilse 0 puan alır.
Fetusun solunum hareketleri: 30 dakikadqa 3 tane solunum hareketi varsa 2 puan, yoksa 0 puan alır.
Fetusun tonusu: Fetusun kollarını ve omurgasını açması ile anlaşılır ve 2 puan alır.
Amnion sıvısı volümü: 50’den fazla ise 2 puan alır.
Fetusun hareketleri: 30 dakikada 2 ya da daha fazla hareket yapması 2 puan alır.

Bu kriterlere bakılarak her bir kriter için 0 ya da 2 puan verilir ve toplam 8 ya da daha fazla ise fetusun durumu iyi olarak değerlendirilir. 6 ve altında puan alınan durumlarda fetusta bir sıkıntı hali olabilir.

Biyofizik profili etkileyebilecek etkenler:
– Bu kriterler biyofizik profili etkileyerek testin normalden düşük puan almasına sebep olabilir.
– Annenin sedasyon yapıcı (sakinleştirici) ilaç kullanması
– İndometazin kullanması
– Sigara
– Annenin kan şekerinin düşmesi
– Bebeğin akciğer gelişimi amacıyla anneye steroid yapılması
– Annenşn eksiye edici ilaç (teofilin) kullanması
– Annenin kokain kullanması

Hamilelikte entegre test

ENTEGRE TEST NEDİR?
Gebelikte entegre test (entegre tarama testi) iki testin ardışık yapılması ile uygulanır.
1) 11-14 haftalar arasında anne kanında PAPP-A ölçümü ve bebeğin ense kalınlığı (NT) ölçümü yapılır. Bu ölçümlere göre bir risk belirlenmez, sadece daha sonra yapılacak olan test beklenir.
2) 16-20 haftalar arasında dörtlü test yapılır ve birinci maddede belirtilen ölçümler ile entegre edilerek risk sonucu belirlenir.

Testte yukarıda anlatıldığı gibi NT ölçümü yapılarak sonuç belirlenirse buna tam entegre test (full integrated test) denir. Ultrasonla NT ölçümü yapılmadan sadece PAPP-A ve dörtlü test ölçümleri hesaplanarak test yapılırsa buna serum entegre test (serum integrated test) denir.

Hamilelikte entegre test Down sendromlu gebelikleri tespit etme başarısı en yüksek, en güvenilir testtir. Down sendromlu bebeklerin %92’si tam entegre test ile belirlenebilir. Serum entegre testte bu oran %89’dur.

Entegre test sonucuna göre bebekte Down sendromu (trizomi 21) ve Edwards sendromu (trizomi 18) riski belirlenir. Sonucun yüksek riskli çıkması durumunda bebekte hastalık riski vardır ancak bebek tamamen normal de olabilir bu nedenle kesin netice için amniosentez yapılması gerekir. Bu test ile AFP ölçümü yapıdığı için bebekte nöral tüp defekti riski de belirlenebilir.

Basamaklı Tarama Testi (Sequential Screening Test): 11-14 hafta arsında NT ve PAPP-A veya NT, PAPP-A ve B-HCG bakılır. Sonuçta Down sendromu riski çıkanlara amniosentez önerilir. Down sendromu riski normal çıkanlara 16-20 hafta arasında dörtlü test yapılarak yukarıdaki gibi entegre test sonucu belirlenir.

Şartlı Tarama Testi (Contingent screening test): Burada basamaklı tarama testten farklı olarak riski düşük olan hastalara başka test yapılmamaktadır. Basamaklı tarama testinde olduğu gibi riski yüksek olan gruba amniosentez önerilir. Sonucu orta riskli çıkan gebelere ise 16-20 hafta arasında dörtlü test yapılır.

Deselerasyon nedenleri

NST (NONSTRES TEST)
Bebeğin kalp atışlarının seyrini ve kalp atışlarının bebek hareketleriyle, varsa kasılmalarla olan ilişkisini gözlemlememize yarayan testtir. Bu teslerden en yaygın kullanılanı NST’dir.

Bu gözleme göre fetusun normal ya da sıkıntı (distres) halinde olduğu anlamaya çalışılır. NST fetusun iyilik halinin saptanması için yapılan testlerden birisidir. Fetusun iyilik halini saptamak için yapılan diğer testler ultrason, amnion sıvısının ölçümü, doppler ölçümleri, biyofizik profil, OCT gibi testlerdir.

Prop olarak adlandırılan ve gebenin karnı üzerine sabitlenen iki ucu vardır. Proplardan biri rahmin kasılmalarını diğeri ise bebeğin kalp seslerini algılar. Algılanan kasılmalar ve kalp sesleri cihaz tarafından bir grafik kağıt üzerine aktarılır. Test sırasında annenin sol yana yatar pozisyonda olması rahime kan akımını arttıracağı için gereklidir.

Yaklaşık 20 dakika süren bu işlem sırasında gebelerden bebeklerin her hareketlerini hissettiklerinde ellerine verilen küçük bir butona basmaları istenir. Böylelikle bebeğin kalp atım hızı ve reaktivitesi (atım hızındaki değişkenlikleri), rahimdeki kasılmalar ve bebeğin kalbinin bu kasılmalara verdiği cevaplar hekim tarafından değerlendirilerek bebeğin sağlığı hakkında dolaylı bir bilgi elde edilmiş olur.

Riski olmayan gebeliklerde NST uygulamasının 36. gebelik haftasından sonra haftada bir, 40. gebelik haftasından sonra ise 2-3 günde bir tekrarlanması önerilir. NST işlemi öncesi annenin karbonhidrattan zengin diyetle karnını doyurarak tok olması önerilir. 28 haftadan küçük fetuslarda NST yapılmaz çünkü fetus henüz bu tür tepkiler verecek kadar gelişmemiştir. Fetusun uykuda olması da testi yanlış nagatif gösterebilir.

Fetusun iyilik halinin NST ya da diğer yöntemlerle değerlendirilmesi gereken durumlar:
– Fetal hareketlerin az hisedilmesi
– Erken membran rüptürü (Suların erken gelmesi)
– Amnion sıvısının az ya da fazla olması
– IUGR (Fetusta gerlişme geriliği)
– Günaşımı
– İzoimmnunizasyon (Kan uyuşmazlığı)
– Fetal anomaliler
– Çoğul gebelikler
– Anormal ya da irregüler fetal kalp atımları
– Hipertansiyon
– Diyabet
– Böbrek hastalıkları
– Kollojen doku hastalıkları
– Kalp hastalıkları
– Tirotoksikoz (Guatr testlerinde bozukluk)
– Hemoglobinopatiler
– Anemi

Bütün testlerde olduğu gibi NST’nin de hata payları vardır. NST’nin reaktif (iyi sonuçlu) olması nonreaktif (kötü sonuçlu) olmasından daha güvenilir bir bulgudur. NST’de reaktif yani iyi sonuç alındığında güvenilirlik %95’ir yani fetus %95 olasılıkla gerçekten iyi durumdadır. Fakat NST non-reaktif yani kötü sonuç verdiğinde fetusun gerçekten kötü (sıkıntı, fetal distres) durumunda olma oranı %40’dır.

REAKTİF NST
NST’de 20 dakika süresinde fetusun kalp atımlarında en az 2 kere 15 atımlık ve 15 saniye süren hızlanmalar oluyorsa bu test reaktif yani iyi olarak değerlendirilir. 20 dakika süresince fetusun kalp atımında bu şekilde 2 defa hızlanma olmazsa test 40 dakikaya uzatılır. Bu ikinci 20 dakikada da fetus kalp atımlarında 2 defa hızlanma olmazsa test non-reaktif yani kötü olarak değerlendirilir. NST sonucunun reaktif yani iyi olarak değerlendirilmesi fetusun 1 hafta süreyle yüksek olasılıkla iyi durumda olacağını gösterir.

NON-REAKTİF NST
Yukarıda anlatıldığı şekilde non-reaktif yani kötü sonuçlu olduğuna karar verilen test sonucunda fetusun kesin olarak kötü yani sıkıntılı durumda olduğu söylenemez. Non-reaktif NST’nin güvenilirliği düşüktür. Bu yüzden daha ileri testler ile fetus tekrar değerlendirilir. Bunun için kontraksiyon stres testi (CST, OCT), biyofizik profil, doppler, ultrason gibi testler kullanılır.

DESELERATİF NST
NST çizelgesinde fetusun kalp atımlarında saptanan yavaşlamalardır. Fetusun sıkıntı (fetal distres) halinde olabileceğini düşündürür. Erken deselerasyon, geç deselerasyon ve değişken deselerasyon olmak üzere 3 çeşit deselerasyon varıdır. Erken deselerasyonlar NST’de izlenen kontraksiyonlardan (rahimdeki kasılmalardan) hemen önce oluşan deselerasyonlardır ve fetusun kafasının sıkışması sonucu oluşurlar, önemsiz deselerasyonlardır, fetusun sıkıntı halinde olduğu anlamına gelmez. Değişken deselerasyonlar ise kontraksiyonlardan bağımsız olarak meydana gelirler ve kordon sıkışması sonucu oluşurlar bu yüzden önemli deselerasyonlardır. Geç deselerasyonlar kontraksiyonlardan hemen sonra meydana gelirler ve plasentanın yetmezliğinden kaynaklanırlar, fetusun sıkıntı halinde olduğuna (fetal distres) işaret eder. Deselerasyonların çok şiddetli olduğu durumlarda acil sezaryen gerekebilir.

Deselerasyon nedenleri:
– Plasental yetmezlik
– Kordon basısı
– Baş basısı
– Uterin hiperaktivite
– Annede hipotansiyon
– Epidural, spinal anestezi
– Dekolman plasenta
– Eklampsi nöbeti

FETAL TAŞİKARDİ
NST çizelgesinde fetusun kalp atımının 160 /dk ‘nın üzerinde seyretmesidir. 160-180 arası hafif taşikardi, 180-200 arası orta, 200’ün üstü şiddetli taşikardi olarak adlandırılır. Sebepleri:
– Annede yüksek ateş en sık sebeptir.
– Koryoamniyonit (Gebelik zarlarının iltihabı)
– Feta hipoksinin erken dönemleri, fetal distres
– Annede hipertroidizm
– Annede ve fetusta anemi
– Parasempatolitik etkisi olan ilaçlar: Ör: Atropin, hidroksizin
– Sempatomimetik etkisi olan ilaçlar: Ritodrin, terbutalin (preterm eylem tedavisinde kullanılır.)
– Fetusta kalp yetmezliği ya da başka bir kalp patolojisi
– Prematurite

FETAL BRADİKARDİ
Fetal kalp atımının 110 atım/dk altında olmasıdır. Sebepleri:
– Fetal baş basısı en sık sebeptir
– Fetal kalp bloğu
– Maternal hipotermi
– Fetal distres
– Anneye genel anestezi verilmesi